|
MODERATÖR-1
Ziyaretçi
|
 |
« : 23 Mart 2009, 09:50:23 » |
|
Yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Boşanma veya evliliğin iptali davalarıyla, mal rejimlerinden doğan davalar konu itibarıyla birbirinden farklı davalardır. Bu davaların boşanma veya evliliğin iptali davası ile birlikte peşin nispi harçta yatırılarak açılmasına kanuni engel bulunmamaktadır.
Eşler, kişisel mallarıyla ilgili isteklerini rejim sona ermeden, tasfiye söz konusu olmadan da ileri sürebilirler.
Bu düzenlemeye göre; eşlerden birinin boşanma sebeplerinden herhangi birine dayalı olarak açıtğı dava reddedilmiş, eşler bir araya gelmemiş. TMK’nın 166/son maddesine uygun üç yıllık fiili ayrılık dönemi başlamış ve devam ediyorsa bu dönemde edinilen mallara ilişkin olarak da; bu halde de TMK’nın 206. maddesine dayalı olarak aile mahkemesi hakiminden haklı bir sebeple mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verilmesi istenmemişse TMK’nın 236/2. madesi hükümleri saklı kalmak üzere bu dönemde edinilen mallar da katılma rejiminin tasfiyesinde nazara alınacaktır.
Hakim boşanma kararı verirken; talebe bağlı olmaksızın çocukların velayeti, onlarla kişisel ilişki kurulması ve onlar için ödenecek nafaka miktarını boşanma talebinin kabulünü içeren hükümde tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtmiş olması gerekir.
Hakim, maddi tazminata toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verebilir.
Evlenme ve nişanlanma töreni için yapılan giderler ile hediyeler boşanmanın feri niteliğinde bir hak ve alacak olmadığından maddi tazminat olarak istenemez.
Maddi tazminatın toptan veya irat biçiminde, manevi tazminatın ise sadece toptan olarak ödenmesine karar verilebilir. Zamanaşımı bir yıldır.
Yargıtay bir kararında eşlerin eşit kusurlu olması halinde maddi tazminat istenemeyeceğini belirtmiştir. Aynı şekilde, ayrılık ve fiili birleşmelerde talep edilemez.
Yeni TMK ise, manevi tazminat bakımından talepte bulunanın kişilik hakkına tecavüzde bulunulmasını yeterli görmüş, manevi zararın ağırlığı koşulunu aramamıştır. (TMK m. 174/2)
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, manevi tazminatı talep eden eşin, tamamen kusursuz olması şart değildir. (TMK m. 174/1)
Yoksulluk nafakası hiçbir zaman maddi tazminattan fazla olmaz.
Hakim daha çok, nafakanın irad biçiminde ödenmesine karar vermektedir.
Yoksulluk nafakasına irat biçiminde hükmedilmesi halinde,nafaka alacaklısının biriyle fiilen evliymiş gibi yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde, mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılmasına karar verilebilir.
Aynı şekilde tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyet gerektirdiği takdirde, yine nafakanın azaltılması veya arttırılması mahkemeden istenebilir.
Eşler İstinaf mahkemesinin vermiş olduğu temyizi kabil kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz edebileceklerdir.
Maddi ve manevi tazminat davası, boşanma kararından sonra da açılabilen bir davadır.
İstem olmadan hakim kendiliğinden maddi tazminata karar veremez. (HUMK m. 74) Ayrıca, talepte bağlılık kuralı (talepten fazlaya hükmetme yasağı) uyarınca tazminat belirlenirken istem miktarı aşılamaz.
Maddi tazminat kısmi olarak (fazlası saklı tutularak) istenemez.
Eşlerin eşit kusurlu olmaları halinde maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi gerekir.
Evliliğe emek vermek tek başına tazminat için yeterli değildir.
Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölmesi halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Hakim, istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
Yargıtay eşit kusurlu olunan halde yine tazminat vermiyor.
Doğum masraflarından kaynaklanan tazminat harca tabidir.
Kocanın eşini geçindirme borcu vardır ancak bu yükümlülük kocanın bütün olanaklarının kadına tahsisi anlamına da gelmez. Tazminat makul ve herkesce kabul edilebilir düzeyde tutulmalıdır.
Baba evlilik birliğinin devam ettiği sürece reşit olmayan çocuklarının infak, iaşe, bakım, eğitim gibi tüm giderlerinden sorumludur. (MK. 152). Boşanma halinde velayet kendisine verilmese bile bu giderlere gücü oranında katılarak (MK. 148), hatta çocukların reşit olması halinde bile, şartların gerçekleşmesi haline Medeni Kanunun 315’inci maddesine göre yardım nafakası ile sorumlu tutulacaktır. Ancak, babanın bu sorumluluğu maddi tazminat ile birlikte hükme bağlanamaz.
Manevi tazminat ceza değildir. Bununla beraber kişinin mal varlığındaki eksilmeyi telafiye yönelik tazminat olarak da düşünülemez. Parasal olarak değerlendirilmeye alınması üzüntünün tam olarak karşılanmasını amaçlar. Temel düşünce, bozulan ruhi dengenin onarılıp kısmen olsun düzeltilmesidir. Tazminat miktarı haksız eylemi özendirmeyecek ayrıca mağdur açısından zenginleştirme aracı da olmayacak seviyede tutulmalıdır.
Boşanma ve ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, (TMK. Md. 186/1), geçinme (TMK. Md. 185/3), malların yönetimine (TMK. 223,242,244,262,263,264,267,215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK. Md. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re’sen) almak zorundadır.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Boşanma sonucu meydana gelen bu yoksulluğun gerçek bir yoksulluk olması gerekir. Eşin boşanmadan önceki hayat tarzına oranla daha düşük ekonomik koşullar içinde yaşamını sürdürmek zorunda kalması gerçek bir yoksulluk değildir.
Yargıtay, yoksulluk nafakası almakta iken kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde gelir getiren bir işe girdikten sonra kendi isteği ile o işten çıkması durumunda artık yoksulluk nafakası isteyemeyeceğini belirtmektedir.
Kendisine uygun bir işte çalışmayı veya muhtaçlığı gidermeyi ihmal eden boşanmış eş nafaka ihtiyaçlısı olarak görülmez.
Yoksulluk nafakasına dava tarihinden itibaren faiz yürütülemez.
Emekli sandığından maaş bağlanmış kişiye yoksulluk nafakasından sonra artık artırım istenemez.
Yeniden evlenme halinde kural olarak yoksulluk nafakasının kaldırılması için mahkeme kararı gerekmez.
Yoksulluk nafakasının yıllar içinde %20 artırılmasına karar verilmiştir. Artırma oranının dayanağı gösterilmediği gibi, belirlenen oran ekonomik koşullarda değerlendirildiğinde fazla bulunmuş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. (Y. 2. HD. 24.01.2005-2004/15334-2005/586)
Davalının sosyal durumu ve yaşı itibariyle evlenme şansı yüksektir. Önceki hükmolunan tazminata nazara alındığında yoksulluk nafakasına irat şeklinde hükmolunması ve uygun miktarda nafakası takdiri gerekir. Bu yön gözetilmeden toptan yoksulluk nafakasına hükmolunması doğru bulunmamıştır. (Y. 2. HD: 19.12.2000-12305/16115)
|