Sayfa: [1] 2 3 ... 6
 1 
 : 05 Ekim 2009, 11:36:00 
Başlatan MODERATÖR-1 - Son mesaj Gönderen: MODERATÖR-1
Gymboree Ataşehir'i tavsiye ederim.
Özllikle 5 yaş altı çocuklu babalar için, çocuk gelişiminde güzel bir seçenek.

 2 
 : 13 Temmuz 2009, 11:55:35 
Başlatan MODERATÖR-1 - Son mesaj Gönderen: MODERATÖR-1
EYS Nedir?
“Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu”, genellikle çocuğun velayeti ile ilgili anlaşmazlıklarda ortaya çıkan bir bozukluk-hastalık-rahatsızlıktır. En temel göstergesi, çocuğun diğer ebeveyne karşı haksız bir iftira ve karalama kampanyası içinde olmasıdır. Programlayan (beyin yıkayan) ebeveynin aşıladıkları ile çocuğun kendi katkılarının karışımı sonucu, hedeflenen ebeveyni kötüleme şeklinde ortaya çıkar."

Temelde bunun anlamı, dile getirilen veya getirilmeyen düşünceler, hareketler, tavırlar ve davranışlar ile bir çocuğun duygusal tacize-saldırıya maruz bırakılmasıdır. Çocuğun beyni yıkanarak diğer ebeveyninin düşman olduğunu zannetmesi sağlanır. Bu, çocuğun önünde diğer ebeveyne kötü sözler sarfetmekten, diğer ebeveyn ile görüşmesinin engellenmesine, bunun için önceden başka faaliyetler hazırlanmasına kadar uzanır.
Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromunun başlıca belirtileri

EYS’nun bir çok belirtileri var. Bunları mutlaka tanımamız gerekiyor.

1.   Evlilik sorunlarından ve boşanma nedenlerinden (tabii kendi bakış açısıyla) çocuğa bahsetmek EYS’dir. Diğer ebeveyni çocuğuna ‘parasal sorunlara neden olmak’, ‘yuvayı yıkmak’, hayat tarzının değişmesine neden olmak’, ‘başka biriyle ilişki kurmak’ gibi konularda suçlar. Çocuk, “Bir de diğer tarafı dinleyeyim” diyecek yaşta değildir. Dinlese de sürekli olarak Yabancılaştırıcının kontrol, etki ve telkinleri altında olduğundan ister istemez Yabancılaştırıcının söylediklerini olduğu gibi alıp onun gibi düşünmeye şartlanır. Yabancılaştırıcı ise, genellikle “sadece çocuğa dürüst olmak istediği” tezini ileri sürer. Bu davranış aslında çocuk için yıkıcı ve acı vericidir. Yabancılaştırıcı ebeveynlerin en çok kullandıkları ve en garantili yabancılaştırma yollarından biri budur.

2. Mahkeme kararına rağmen çocuğa diğer ebeveynle görüşüp görüşmemekte serbest olduğunu söylemek. Böylece hem çocuk “kendisine seçenek tanımayan taraf” olarak sunulan diğer ebeveyni suçlayacak, hem de çocuğunu özleyen diğer ebeveyn bir yandan olayın kurbanı olurken, çocuğunu görmeyi başarsa bile kızgın bir çocukla karşılaşacaktır. Bu yöntem de en çok kullanılanlar arasındadır.

3. Çocuğun şahsi eşyalarını diğer ebeveynin bulunduğu eve götürmesini engellemek.

4. Diğer ebeveynin çocuğun okuluna veya sosyal / sportif faaliyetlerine ulaşmasını engellemeye kalkışmak.

5. Çocuğun ihtiyaçlarını düşünmeden diğer ebeveyn ile görüşme günleri konusunda esnek davranmamak. Diğer ebeveynin görüşme günlerine denk gelecek şekilde çocuğu için başka programlar organize etmek. Elbette, hedeflenen ebeveyn buna itiraz edince onu “düşüncesiz” ve “bencil” diye nitelemek.

6. Ebeveynlerinin birinden birini seçmesini istemek. (Bu davranış, çocukta çaresizlik hissi ve çok büyük ıstırap yaratır.)

7. Bir ebeveyn çocuğuna “hayır” dediğinde, disiplin kurmaya çalıştığında, çocuğun önce kızgınlık duyması normaldir. Ancak çocuktaki bu kızgınlık bir türlü geçmiyorsa EYS’den şüphelenebilirsiniz. Çocuklar fırsat verildiğinde affederler ve affedilmek isterler.

8. Eğer çocuğunuz sizinle mutlu zamanlarını hatırlamadığını söylüyor veya sizinle ilgili hoşlandığı hiçbir şeyden söz etmiyorsa şüphelenmeye başlayınız.

9. Çocuğunuz kızgınlığının nedenlerini açıklamakta zorlanıyorsa şüphelenmeye başlayınız.

10. Bir ebeveynin (diğer ebeveyne karşı) çocuğu ile arasında sırlar, özel işaretler, özel anlamlar yüklenmiş sözcükler vs kullanması çok yıkıcıdır ve EYS’nu körükler.

11. Çocuğa diğer ebeveyn hakkında bilgi edinmek için casusluk yaptıran Yabancılaştırıcı ebeveyn, o bilgiyi de diğer ebeveyni çocuğun karşısında küçük düşürücü şekilde kullanır.

12. Diğer ebeveyn ile iyi vakit geçirmesine reaksiyon gösteren, üzüldüğünü belli eden ebeveyn, bu davranışıyla çocuğun suçluluk hissetmesine neden olur. Diğer ebeveyn ile de iyi vakit geçirmesinde hiçbir mahsur olmadığı halde çocuk sonuçta kendini diğer ebeveynden geri çekmeye başlar.

13. Çocuğu diğer ebeveyn ile ilgili imiş gibi gösterilen “hayali” bir tehlikeden kurtarıyormuş gibi yapmak. Bu davranış, çocuğun beyninde bir “tehdit” veya “tehlike” yanılsaması yaratır. Bu da yabancılaştırmayı körükler.

14. Diğer ebeveynden mahkeme kararlarına aykırı isteklerde bulunmak.

15. Çocuğun diğer ebeveynle yaptığı telefon konuşmalarını dinlemek.

16. Babalara not: Eğer çocuğunuza verdiğiniz sözleri tutmazsanız bu kez siz onun size yabancılaşmasına neden olursunuz.

 3 
 : 13 Haziran 2009, 10:05:40 
Başlatan MODERATÖR-1 - Son mesaj Gönderen: MODERATÖR-1
Merhaba Sayın Üyeler,

Babalar gününüz kutlu olsun.


Moderatör

 4 
 : 25 Mayıs 2009, 18:33:29 
Başlatan MODERATÖR-1 - Son mesaj Gönderen: MODERATÖR-1
Büyük bir bilgisayar firmasının genel müdürü, bilgisayar fuarında standının bir işiyle ugraşırken telaşlı bir baba sokulur yanına:

“Kardeş bakar mısınız?” der, tezgahtar sandığı genel müdüre "Çocuğuma bir bilgisayar almak istiyorum. Hangi modeli tavsiye edersiniz? Ram'i kaç olsun? Hafizası kaç gigabayt olursa iyidir? CD recordable olursa daha iyi olur mu? Ekran kartı kaç megabayt olursa iyi sonuç alırız? Bu modeli ileride update edebilir miyiz?”

Bilgisayar firmasının müdürü, nefes almadan konuşan ve isteklerini ardı ardına sıralayan baba sözünü bitirince araya girer...

“Çocuğunuz kaç yaşında?”

“Onbir”

"Siz ona en iyisi gidin bir bisiklet alın beyefendi.”

Ne zaman satanizmin pençesine düşüp intihar eden gençlerin haberini okusam gazetelerde, hep bu öykü gelir aklıma. Bilgi amacı ile kullanılmayan bilgisayarların insan üzerine tahribatından kuşkulanırım hep. Bu kez de öyle oldu zaten. Çocuklarını ortalıkta patırtı yapmasınlar diye dört – beş yaşlarında bilgisayarın önüne oturtan anne ve babalar, onlara artık bir bilgisayar oyunu kadar uzak kaldıklarını çok geç farkettiler bence.

Potansiyel katil yetistiren Doom oyunlarının, kötü ile iyiyi ayırmaktan yoksun taze beyinlere şeytan veya kurban olmayı öğütleyen fantastik interaktif safsataların; büyücüler, cadılar, efsunlu yüzüklerden ibaret saçma sapan Hollywood yapımlarının o güzelim kuşağı gelip koyduğu yer elbette ki bir uçurumun kıyısı olacaktı. Üstelik en eğitimlilerin arasından çıktı bu intiharlar. Ve çok şaşırdı anneler babalar.

Oysa o okula girebilmek için yıllarca bir tek şey öğrettiler çocuklarına:

“Bilgisayarının başına otur ve diğerlerini parçalamayı öğren. Eğer test sınavlarında senin yaşındaki 10 arkadaşını elersen, yani 10 arkadaşının hayatını kaydırabilirsen, onları mahvedersen yabancı dille eğitim yapan o okullara girebilirsin. Mutlu olmak için 10 kişiyi mutsuz etmen lazım çocuğum.”

Böyle hazırladılar çocuklarını hayata.

“Parçala, yok et ve öldür...” Yok et arkadaşlarını. Öldüremediklerini de intihara teşvik et...Öldürdüğün sürece hayatta kalırsın evlat. Mutluluk sadece ve sadece başarıdır. Oysa bir çocuğun mutlu olması için oyunları, bebeği, futbol topu ve bir bisiklet yeter...Bir bisiklet bazen daha çok şey öğretir çocuğa. Ama aileler arasında insan yetiştirmek yerine sınavları birer birer kazanan bir robot yetiştirme eğilimi daha çok ağır basıyor.

Onları ağaç seven, deniz seven, kuş seven, doğa seven birer çocuk olarak yetiştirmek yerine onlardan test hocasını sevmelerini istiyoruz nedense.
Oysa düşünsenize;  sadece hayvan sevgisi aşılasanız bile kedilerin katledildiği aptal saptal satanist ayinlerden uzak durur çocuğunuz. Sadece bir kedi sevgisi... Mırıl mırıl bir kedi sesi, gürül gürül akan bir  hayat. Kumsala vuran deniz yıldızlarını kurtarmak için onları birer birer denize atan çocuğa “Kumsalda milyonlarca deniz yıldızı var. Ne fark eder ki?” diye sorduklarında, denize fırlattığı deniz yıldızını göstererek  "Bunun için çok şey fark edecek" demek için, dolaşılan kumsallarda hiçbir zaman "Game Over" yazmaz kumların üzerinde...

“Game Over..."

Gani MUJDE

 5 
 : 21 Mayıs 2009, 08:36:23 
Başlatan maxifor - Son mesaj Gönderen: MODERATÖR-1
Müşterek çocukla görüşmeyi de kapsayan boşanma ilamının icraya konulması gerekir.. İcra dairesinden muhatap (eski eşe)  Örnek NO:1 (Takip talebi) ve Örnek NO:3(Eski55) yani “çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin icra emri”  gönderilir. Akabinde icra memuru ile çocuğun bulunduğu mahalle gidilir. Ve memur marifeti ile çocuk alınır. İcra takibine rağmen çocuk ile görüşme engellenir ise, şikayet üzerine  aşağıdaki madde gereği velayeti elinde bulunduran ilama aykırı eylemden hapis ile cezalandırılır.

ÇOCUK TESLİMİ EMRİNE MUHALEFETİN CEZASI:

    Madde 341 - (Değişik madde: 17/07/2003 - 4949 S.K./96. md.;Değişik madde: 31/05/2005-5358 S.K./12.mad)

    Çocuk teslimi hakkındaki ilâmın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir.

Saygılarımla.
Av. Sevinç ERAYDIN

 6 
 : 18 Mayıs 2009, 23:47:23 
Başlatan maxifor - Son mesaj Gönderen: maxifor
Sayın Avukatım,
Eşimden 2006 yılında boşandım. Şu anda velayeti boşandığım eşime ait 6 yaşında bir kızım var. Boşanma kararında hafta sonları ve Dini bayramların ilk günü kızımla görüşebileceğim yazmasına rağmen kaynanamın da baskılarıyla çocuğumla görüştürmüyorlar. Çocuğumla görüşebilmek için ne yapmam lazım.?

 7 
 : 28 Nisan 2009, 08:20:13 
Başlatan baba - Son mesaj Gönderen: koza


Merhaba

Öncelikle bir konuyu netleştirmek lazım. Anne-baba-çocuk üçgeni  boşanma gerçekleşsede bozulması zor bir üçgen. sadece iç açılarının derecesi değişebilir. Bu neredeyse kesin olan gerçeklik karşısında  anne babalara öncelikle çocukları ile olan ilişkilerinde  karşı tarafı rencide edecek, kıracak veya ilişki zeminini bozacak olumsuz yaklaşımlarda bulunulmamasını öneriyoruz.  Bu önerimiz çocuğun gerçeklik zeminini korumak ve ilişki bazındada çocuğun üçgeninin dengelerini bozmadan korumak amacını taşımaktadır.
Çok sayıda ayrılıkta yaşadığımız bir şeyden bahsediyorsunuz "... hakkımda doğru olmayan olumsuz sözler...". bu özellikle altı çizilmesi gereken bir durumdur. Ayrılık taraflarından bazen birinin bazende her ikisinin kendi duygusal sebep ve algılarına bağlı olarak karşı tarafla ilgili olumsuz yaklaşımları olabilir. Bizim önerimiz karşı atak ve misillemeye geçmemeniz, aksi halde bu durumunun çocuğun hayatının bir fazında bedelinin maalesef ödeneceği yolundadır. Bu bedel bazen çocuk ama çoğu kez olumsuzlukları aktaran taraf tarafından olmaktadır. "çocuğun aklını işle ki öteki tarafı daha fazla sevmesin ,bizim taraftan olsun " mantığı boomerang etkisiyle her zaman geri döneceği unutulmamalıdır. Amaç korumak ise bu durumu çocuğa yaşatmak onu "korumamak"  olarak adlandırılabilir.
Ayrılık sonrasında akademik başarıda düşüklük , bazen hiperaktivite ile de karışabilen dikkat eksiklikleri, davranış bozuklukları, dürtüselliklerin altında duygusal sebeplerle yeni gelişen koşullara uyum süreci diye adlandırabileceğimiz durumlar oluşabilir. Bu dönem dikkat ve hassasiyetle ele alınılması gereken bir dönemdir. Gerekli koşullarda hem çocuk için, hem de kendiniz için bir psikolog desteği almanız bu süreçte daha hızlı yol almanıza yardımcı olacaktır.
Sizin okul rehberlik servisi ile iletişim halinde olmanız, eski eşiniz ile olan olumsuz durumları gözardı ederek çekişmeler yerine yeniden yapılanmalara olanak sağlıyacak biçimde iletişim içinde olmaya gayret etmeniz önemlidir.  Çocuğa karşı davranışlarınızda da karşı taraf için ne olumlu nede olumsuz bilgi aktarımından kaçınmanız büyük önem taşır. Boşanma sonrasında devam eden yetişkin kavgaları bize o ilişknin bitirilmemeye çalışıldığı düşüncesini de aklımıza getirir.  Unutmayınız ki bizleri var eden şey anılarımızdır. Olumlu anılar olumlu gelecek ve yaklaşımlara olumsuz anılar ise olmsuz gelecek ve yaklaşımlara yol açacaktır. Çocuk sizin, tercih sizin.

Kolay gelsin
Naz MİDİLLİLİ
Uzm. Psikolog

 8 
 : 17 Nisan 2009, 15:50:45 
Başlatan MODERATÖR-1 - Son mesaj Gönderen: MODERATÖR-1
1.) Anne Baba Olma Sanatı/Alfa Yayınları
2.) Anne Babaların Küçük El Kitabı/İnkılap Yayınları
3.) Anne Baba ve Öğretmen Kılavuzu/ABC Kitabevi
4.) Başa Çıkılamayan Çocuklar/Timaş Yayınları
5.) Eğitimde İlk Adım/ABC Kitabevi
6.) Olumsuz bir dünyada olumlu çocuklar yetiştirmek / Beyaz Yayınları
7.) Okulda İlk Günler/ABC Kitabevi
8.) Çocuk Olmak : Çocukta Uyum ve Davranış Bozuklukları /Kok Yayıncılık
9.) Çocuk ve Aile/Kok Yayıncılık
10.) Çocuğun Gelişim Dönemleri/Kok Yayıncılık
11.) Çocuk ve Kişilik/Kok Yayıncılık

 9 
 : 16 Nisan 2009, 17:29:33 
Başlatan baba - Son mesaj Gönderen: MODERATÖR-1
Boşanma davası henüz sonuçlanmadığından mahkeme tedbir hafakasına hükmetmiştir. Tedbir nafakası ise, çocuğun ve eşin giyim, sağlık, yiyecek, gıda, özel okul, yemek ve servis masraflarının tümü düşünülerek takdir edilen bir bedeldir. Dolayısıyla tedbir nafakasına hükmedildikten sonra ayrıca başkaca giderlerin haricen karşılanmasına gerek yoktur. Yalnızca belirlenen tedbir nafakası ödendiğinde hukuki sorumluluk ortadan kalkar. Yani, nafaka bedeli ödeniyor ise ayrıca özel okul, servis v.s. giderini baba ödemeyecektir.
Saygılarımla.
Av. Sevinç ERAYDIN

 10 
 : 10 Nisan 2009, 12:58:18 
Başlatan baba - Son mesaj Gönderen: baba
Sayın uzman;
Çekişmeli bir boşanma süreci yaşamaktayım(yaklaşık 10 aydır). 8 yaşını bitiren oğlum ayrılmak üzere olduğum eşimle yaşıyor.(Kanunlar gereği annede kalıyor anlamak mümkün değil ama)
Ancak annesi aramızdaki sorunlar ve yaşanan tatsız olayları oğluma kısmende olsa aktarıyor.
Hatta dahada ileri giderek benim hakkımda doğru olmayan olumsuz sözler sarfediyor. Benimle
yaptığı telefon görüşmelerinde hayli sinirli ve aslı olmayan ithamlarda bulunuyor ve maalesef ki
benim küçük oğlum bunlara şahit oluyor.
Ayrıca oğlumun okuldaki akademik başarısı düştü ve dikkat eksikliği başgösterdi. Okulunun rehberlik
servisiyle sürekli iletişim halindeyim.
Tüm bu durumlar beni çok üzüyor. Tavsiyelerinizi bekliyorum.
Saygılarımla.

Sayfa: [1] 2 3 ... 6
Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC